Bloggerlara son dönemin en güzel uygulaması ile Ülker'den gelen kırmızı bir kutunun hikayesi bu. Daha ilk günden patırtı kopardı bile. Hediyesi gelenlerle, hediye alamayanlar farklı içeriklerle sosyal medyada paylaşıyor, tartışıyorlar... Markaların bu hikayeyi dikkate almaları lazım.
Geçenlerde işten sonra annemle buluştum. Yemek yiyip sinemaya gidecektik. Yemekte annem dedi ki "Sana kocaman kırmızı bir kutu geldi.Hem çok güzel hem de ağırdı, dayanamadım açtım.Ülker'den." Çantasından da Ülker Çikolata çıkardı. "Bunu da aşırdım kutudan, çok severim. Haberin olsun ama" dedi. Sırıttım sadece :)
Bugüne dek bana gelen her türlü daveti ve kutuyu annem aldığından alışıktı gelenlere. Ama bu defa farklı anlatıyordu. İlginç geldi. En son Yaman Gezgin kutusunda ve ondan sonra da Uno Blogger Sofrası etkinliğinde böyle anlatmıştı.
Geçenlerde işten sonra annemle buluştum. Yemek yiyip sinemaya gidecektik. Yemekte annem dedi ki "Sana kocaman kırmızı bir kutu geldi.Hem çok güzel hem de ağırdı, dayanamadım açtım.Ülker'den." Çantasından da Ülker Çikolata çıkardı. "Bunu da aşırdım kutudan, çok severim. Haberin olsun ama" dedi. Sırıttım sadece :)
Bugüne dek bana gelen her türlü daveti ve kutuyu annem aldığından alışıktı gelenlere. Ama bu defa farklı anlatıyordu. İlginç geldi. En son Yaman Gezgin kutusunda ve ondan sonra da Uno Blogger Sofrası etkinliğinde böyle anlatmıştı.
Eve geldik. Odamda masada kocaman bir kırmızı kutu duruyordu. Şöyle bir kutusunu açtım. Menteşeli ve özenli bir kutuydu. İçeriğini görünce şöyle bir gülümseme yerleşti yüzüme.
Çikolatalar, Cafe Crownlar, çokokrem (en sevdiğim)... Sonra kutunun diğer tarafı çarptı gözüme. Bir dijital çerçeve vardı. Ve açılışı: Sürpriz şekilde tamamen bana özel yazılmış ve benim fotoğraflarımla hazırlanmış. Kesinlikle çok etkileyiciydi!!! Kimdir bu işin arkasında diye düşünmeye başladım ki öğrenince nedense şaşırmadım. Yine 41-29! Kesinlikle harika iş!
Kişiye özel metinleri ilk defa Rixos Blogger projesinde davetiyelerde kullanmıştık. (en çok Devletşah'ın ayva tatlısı konulu davetiyesinde eğlendiğimi itiraf edeyim) ilk defa kişiye özeldi metinler. 14 davetiyenin 14'ünü de sevgili Eyüp ile birlikte oturup tek tek yazmıştık. O projenin üstünden nerdeyse bir yıl geçti. Ve 1 yıl içinde pek çok blogger projesi düzenlendi. Hepsinde de tek kişiselleştirme isim kullanımıydı. Ve işte 1 yıl sonra ilk defa kişiye özel metinler bu projede kullanıldı.
İşin her kısmı harika. Fikri, hediyesi, kutusu, titizliği, içeriği, ... Çok uzun zaman sonra hem de!
Ama tabii her zamanki gibi yine bir tartışma ortamı başladı. Markalar bundan artık korkmamalı. Rixos Blogger projesinde de çıktı bu çatlak seslerden bolca. Çıkan tartışmalara, neden bize yok sorularına 41-29'un Chief Happiness Officer'ı Alemşah'tan şurada bir açıklama geldi:
"Fikir lideri olanlar, kendisine ait kitlesi olanlar ve genel proje konseptine uygun olanlar seçiliyor. Bu tarz bir seçim sürecinde gönül isterdi ki, Türkiyede yüzlerce olsun, seçmekte zorlanalım. Oyle olmayınca bazen bir çok projede kesişim kümesi olabiliyor ..."
Her bir kelimesine katıldığım bir açıklama... Her iki projede de ortak 2 yön vardı: Değerli hediye ve kişiye özel içerik...
Bence bu işin marka tarafına da, ajans tarafına da "Bravo" demem lazım! E bravo o zaman Ülker'e ve 41-29'a :)Ama tabii her zamanki gibi yine bir tartışma ortamı başladı. Markalar bundan artık korkmamalı. Rixos Blogger projesinde de çıktı bu çatlak seslerden bolca. Çıkan tartışmalara, neden bize yok sorularına 41-29'un Chief Happiness Officer'ı Alemşah'tan şurada bir açıklama geldi:
"Fikir lideri olanlar, kendisine ait kitlesi olanlar ve genel proje konseptine uygun olanlar seçiliyor. Bu tarz bir seçim sürecinde gönül isterdi ki, Türkiyede yüzlerce olsun, seçmekte zorlanalım. Oyle olmayınca bazen bir çok projede kesişim kümesi olabiliyor ..."
Her bir kelimesine katıldığım bir açıklama... Her iki projede de ortak 2 yön vardı: Değerli hediye ve kişiye özel içerik...

























