Herkes 2006' yı değerlendirecek, 2007 için tahminlerde bulunacak, iyi dileklerini belirtecek, uçacak da uçacak. Ben bu defa o kadar uçuk olmayacağım. Tabiri caizse körün gözüne sokarcasına yazmak istiyorum bu konuda uzun zamandır. Sonunda beklediğim uygun zamanı buldum sanırım. Pazarlama profesyoneli kimdir nedir? Nasıl pazarlama uzmanı olunur? Ne yer ne içer bu pazarlama uzmanları?
2000' li yıllara da geçsek, asırlar da devirsek zaman zaman pazarlama anlamında trendleri yakalamayı başarsak da ne yazık ki hala bu sektör kendisini pazarlama profesyoneli sanan pazarlama özürlülere mahkum bu ülkede. Yaklaşık % 90' ının eğitimini aldığı işi yapmadığı bu ülkede pazarlama profesyoneli olmak daha doğrusu oluvermek (bir anda olunuyor her nasılsa çünkü) devlet memuru olmaktan daha kolay. Devlet memuru olmak için bir sınavda başarılı olmak zorundasınız en azından. Ya pazarlama uzmanı olmak için?
Ne sınava giriliyor, ne eğitimine bakılıyor insanın, ne de birikimine. Bir mühendis olabilirsiniz, bir kimyager, bilişim teknolojileri çalışanı herhangi bir mesleği yapıyor olabilirsiniz. Bir gün canınız sıkılır ve herşeyi bırakıp pazarlama uzmanı oluverirsiniz. O kadar kolaydır ki gömlek değiştirmek için bile daha fazla enerji harcarsınız. Türkiye' de pazarlama sektörüne atılanları birkaç kategoride toparlamak mümkün:
* Bambaşka bir alanda lisans eğitimi alıp üstüne mba ile pazarlamayı avucunun içi gibi öğrendiğini sanan ucundan kıyısından tutan grubu
* MBA yapmadığı halde birikimin teoriden önce geldiği gibi zavallı bir düşünceye sahip kendini avutan grubu
* Yukarıdaki iki gruba da giremeyen eğitimden yoksun, birikimden uzak kalmış ama yine de sektörde bir şekilde tanıdıklarla kendisine yer etmiş, sektördeki adam gibi pazarlama profesyoneli eksiğinden de aldığı destekle orda burda çığırtkanlık yapan cahil grubu
* Satış tarafından gelen, satışı pazarlamadan üstün gören, pazarlamanın altında yıllarca ezilmiş ve bunu kompleks haline getirmiş, ağzı laf yaptığı için birşeyler bildiği düşünülen çok bilmişler grubu
* En acısı hiçbir yeteneği olmadığı halde doğuştan pazarlama uzmanı olduğuna inananlar grubu
Bütün bunların ortak özellikleri vardır. Bu gruplar pazarlama konularında farklı seviyelerde komik açıklamalar yaparak aslında gerçekte ne olduklarını ortaya serdiklerinin farkına bile varmazlar. MBA yapan herşey bildiğini iddia eder, yapmayan birikimin herşeyin üstünde olduğunu söyler. Hiçbirşeyi olmayan daha da çok konuşur. Batma seviyeleri farklı farklı olsa da sonuç aynıdır. Her ağızlarını açtıklarında içinde bulundukları batağa biraz daha çekerler kendilerini...
Reklamı, halkla ilişkileri, dağıtım kanalları yönetimlerini, iletişimi, segmentasyonu, pozisyonlandırmayı birbirine karıştırıp yeni kavramlar üretirler. Genel tanımları ezbere sayar, ancak yorum yapamazlar. (yorum yaptıklarını sanarak eğlendirirler) Pazarlamayı satış sanmakta olanlardan başlayarak, pazarlama iletişiminin reklamdan fuardan ibaret olduğunu düşünenlere kadar uzanan geniş bir yelpazeleri var. Reklam uzmanlarını pazarlama stratejilerinin içine sokmaktan hiç çekinmeyen bu şahıslar, bir tasarım uzmanı edasıyla tasarım işlerine burunlarını sokmaktan da geri kalmazlar. Halkla ilişkilerin gazetelere basın bülteni gönderen şirketler olarak algılamalarının yanısıra dağıtım kanallarında yapılanın ürünü kanala ulaştırmak olduğunu düşünürler. Büyük pazarlamacılara ya çok hayrandırlar ya da teorik bulduklarını gerçek hayatın bambaşka olduğunu diretip dururlar.
Kendimi hiçbir şey sanmıyorum, uzun yoldan gelmedim. Son 2 senesi ağırlıklı pazarlama iletişim politikaları olmak üzere 5 senelik sıkı bir pazarlama eğitimim var. IT dersleri de aldım ciddi şekilde, proje yönetim dersi de, istatistik tutmayı yorumlamayı da bilirim pazar araştırması için neler gerektiğini de... Daha alacağım upuzuuun yolum var.
Çok canım yandı bu eğitim süresi boyunca. Özellikle Viyana sonrası boyun kırığım zamanında okulumun uzamasından ve sağlığımdan çok daha fazla canımı yakan deliler gibi çalıştığım, aylarımı verdiğim pazarlama projemi sunamamış olmaktı. Boyunlukla yattığım aylara değil proje kağıtlarıma bakıp bakıp ağladığım günleri biliyorum. İşte o zamanlarda beni herşeyi bir kenara bırakıp hızlıca iyileşmeye iten tek bir şey vardı: proje hocam. Benim yattığım yerde çıldırmak üzere olduğumu duyup mail atan hocamdan bahsediyorum. Hiç Türkçe bilmediğini sandığımız o katı disiplinli Alman hocamız yazdığı uzunca mailin sonuna şöyle bir cümle eklemişti:
"Aylarca sizi yaptığınız hiçbirşeyi takdir etmeden azarlamamızın, bağırıp çağırmamızın, tüm araştırmalarınızı kendiniz yaptığınız, üstelik nerdeyse dört dörtlük projeler oluşturup hazırladığınız halde projeyi kabul etmememizin tek nedeni vardı: Gerçek hayatta nasıl yöneticilerle çalışacağınızı, asla yılmamanız gerektiğini, her gün daha da hırslanmanızı, sinir yönetimini elinizde tutmanızı ve ne olursa olsun kendi inandığınız yolda gitmeniz gerektiğini öğretmekti bu projenin amacı. Her gün proje sunumlarını, kağıtlarına bakıp ağladığını duyuyorum. Görüyorum ki sen bizim vermek istediklerimizi çoktan sindirmişsin bile. Hırsın, isteğin, verdiğin emekler benim için yeterli. Bugüne kadar sizleri zaman zaman yorarak, kızdırarak, üzerek de olsa bugüne getirdik. Pazarlama bilginiz yıllardır bu sektörde olan, çok şey bildiğini ifade eden pek çok insandan kat kat fazla ve sağlam. Sen pazarlama sektörüne pırıl pırıl bir jr. olarak gireceksin artık. Senden ve projesi geçecek olan diğer tüm arkadaşlarından ricamız bu hırsınızı asla kaybetmeden kendinizi ne olduğu belli olmayan eğitimsiz cahil yöneticilerinize ezdirmemeniz. Projeden geçtin. Yine de sunumunu bizimle paylaşman bizi sevindirecek, boynun tamamen iyileştiğinde elbette... Jr. Pazarlama uzmanımıza sevgiler..."
* Bu yazı oldukça fazla şey anlatıyor anlayana. Son pazarlama uzmanı grubu da ben ve benim gibiler. Kat etmesi gereken uzun yolu olduğu halde, bu sektörde benim diyen çok insana gerektiğinde meydan okumaktan çekinmeyen hırslı, eğitimli, gerçek pazarlama uzmanları...
İşte buna dayanarak ve pazarlama sektöründe öğrenciliğimden beri yer aldığım 4 senede gördüklerim doğrultusunda yeni yılda iş hayatı adına istediğim tek şey: Bu saydığım grupların bu sektörden ellerini ayaklarını çekmeleri... Fazla bir şey istemiyorum sanırım. Herkes işini yapsın!
Reklam ustaları, kozlarınızı reklam mecrasında gösterin. Çekin ellerinizi segmentasyondan, pazarlama planından, stratejisinden. Mühendisler, tasarımcılar, bilişimciler sizlere de ihtiyacımız var. Siz işinizi yapın pazarlama zaten emin ellerde olacak siz kendi işinizi yaptığınızda. Sonra kimse bu ülkede beyin göçü var demesin!!Mühendisse mühendislik yapsın, reklamcıysa reklamla ilgilensin, it uzmanıysa it de göstersin bildiklerini. Çünkü onlar gibiler yüzünden pek çok pırıl pırıl pazarlama eğitimli genç açıkta. Hem sektörü hem de ülke gençliğini köreltmekten artık vazgeçin.
6 yorum
Selam,
yazı cok yerinde.tam adrese teslim.cok etkilendim acıkcası bı future "jr marketer" olarak.cok gec kesfettım blogu.ama her satırını okuyorum artık.buarada Pazarlama fuarında PH standına ugramıstım Bilgi Unv.de yapmayı planladıgımız proje icin ve orda tanısmıstık.umarım ileride bu ve bunun gibi bisuru projede calısma imkanımız olur.gorusmek uzere.
hoscakal
Posted on 03 Ocak, 2007 00:20
Son paragraf haricinde yazdıklarının her kelimesine gönülden katılıyorum. Hatta yeni hazırladığım yazı tam da bu konuyla ilgiliydi. Öyle güzel ve içten anlatmışsın ki söylemek istediklerimi, şüpheye düştüm benim yazıyı yayınlamak konusunda :) Ellerine sağlık.
Son paragrafa neden katılmıyorsun dersen, reklamcılıların da IT'cilerin de hatta tasarıcıların da çok iyi pazarlama bilmeleri gere ktiğini düşünüyorum. Pazarlamayla bu söylediğin işler arasına çizgi çekmemeliyiz. Onların da içinde olduğu ama pazarlamayı bilim olarak gören ve okuyan ekiplere ihtiyacımız var. Segmentasyonu, pazarlama planlamasını bilmeyen reklamcıyla da IT'ciyle de iş yürümez derim ben.
Posted on 03 Ocak, 2007 21:31
ilhan: yeni bir sadık okuyucu yakalamak beni çok mutlu etti. birkaç kez denedim ama ulaşamadım bloguna. PH standında konuştuğumuzu da hatırladım yorumundan sonra. Yeni projeler her zaman heyecan verici bence arkasından hiç bıkmadan koşacak kadar enerjiksen eğer, ki enerjiksin jr marketer :) görüşmek üzere yeniden...
zeynep: yazdıkların beni çok mutlu etti. Sanırım hepimiz bu konudan fazlasıyla rahatsız olmaya başladık son zamanlarda. Bu konuda tek rahatsız olanın ben olmadığımı bilmek içimi biraz olsun rahatlattı. Rahatsız olanların sayısı arttıkça bu sektör yavaş yavaş seleksiyona başlayacak diye umuyorum. Yeni yıl dileğim işte :)
Pazarlamayı çok iyi bilen itcilere, reklamcılara ihtiyacımız olduğuna katılmıyorum. Onlara sorsak zaten çok iyi biliyorlar da :) Kendi sektörleri için pazarlama adına bilmeleri gerekenleri bilsinler, daha doğrusu sindirsinler yeter bize. Bu bilgisizlikle bildiklerini iddia edenler, öğrendiklerinde bizi ne hale getirirler bilemiyorum... Şaka bir yana evet tüm sektörlerin bilmesi gerekiyor ama derinlemesine değil. Yüzeysel olarak bilmelerine bile razı olacak durumdayım şu anda. Yazıyı da dört gözle bekliyorum...
Posted on 04 Ocak, 2007 10:36
Seni çok iyi anlamakla birlikte Yazını çok keskin hatlı buldum Burcu.
Biliyorum, o kadar ders çalışmanın karşılığını görmek istiyorsun. Ama bunu pazarlama okumayanlar tukaka demekle yapamazsın. Çalıştığın şirkette ortaya koyacağın projeler ve çalışma hayatındaki işlerle bunu diyebilirsin.
- Pazarlama bölümüne giren kişilerin %90'ı isteyerek mi girdi o bölüme? Veya diğerlerine. % 80 bölümünden mezun olduktan sonra başka bir iş yapıyor. Çünkü, bölüme girişi de öyleydi. Çoğunluk istemeyerek geliyordu ve seçme şansı olmadığı için okuyordu. Herkes senin kadar şanslı değil.
- Viyanayı bilemem ama daha düne kadar bu ülkede insanlar, pazarlama uzamanlarının kapı kapı dolaşıp tencere tava sattıklarını sanıyorlardı. Yaşadığımız ülkeyi unutuyor muyuz acaba!
- Bir mühendis pazarlama uzmanı olamaz mı? Steve Jobs ne mühendislik okudu, ne pazarlama okudu, hatta üniversiteyi bile bitiremedi. Senin düşündüğünü düşünüp pazarlamadan el ayak çekseydi, Apple/Mac/İ-pod ortaya çıkar mıydı dersin. Bir ressam bile çok iyi bir pazarlamacı olabilir. Pazarlamanın yarısı yetenek değil midir?
- Herşeyi böyle kesip atmak, gerçek pazarlama uzmanları gibi sıfatlar kullanmak hiç bir şeyi ispat etmiyor.
- Konu sensen, bunu anlamanın tek bir yolu olabilir. El attığın projeler, işler, senin gerçek pazarlama uzamanı olup olmadığını gösterecek. Bunu yine de sen bilemeyeceksin. Başkaları fark edecek ve görecek başarını.
-Yaşadığımız ülkeyi unutuyoruz gibime geliyor bazen. Sokağa çıkıp bakmak gerekiyor arada. Şirketler ne halde, kimler bu şirketleri yönetiyor, bu insanların eğitim seviyeleri nedir. Tüketici ne halde!
-Şu grupların sektörden elini çekmelerini istiyorum demişsin ya, mühendisler, reklamcılar kaybolun demişsin ya! Sadece okumakla iyi pazarlamacı olunsaydı şu anda bu ülkenin şirketlerini kimse tutamazdı derim ben de sana! O kadar pazarlama mezunu ne yapıyor Burcu! Sen hiç pazarlama bölümünü kazanıp gitmeyen kişiler tanıdın mı! Ben tanıdım. Pazarlama bitirip iyi radyocu bile olunabilir. Bu dünyada olmayacak şey yoktur :)
Yıllar boyunca işletme okuyup mezun olan onbinlerce kişi şirket müdürü olacağını sanıyordu. Şu anda ne yapacaklarını bilemez durumda dolaşıyorlar. Yazık değil mi bu insanlara. Hepsi senin kadar keskin düşünürse, ben işletmeci olmalıyım, diğerleri gitsin derse ne olur?
Sadece okumak bir işe yaramaz,
kör cahil okumadan da ben yaparım demek de olmaz, bölümü okuyup bir şey alamadan mezun olanlar da var, en iyi üniversitede MBA okuyan pazarlamacıyı cebinden çıkaracak ilk okul mezunu patronlar da var.
Sorun, kesip biçmekle olmaz. Sorun işini yapıp ortaya koymakla ve başarmakla olur.
Bir de bir pazarlama uzmanıyla şirket kurtulmaz. Tüm şirkete yayılması gerekiyor pazarlamanın, hatta yönetim kurulu başkanı bile çok iyi pazarlamacı olmalı.
Pazarlamayı çok iyi bilen reklamcılar da çok ihtiyacımız var, mühendislere de! Bunun acısını yaşıyoruz. Her bölüme pazarlama dersi alma zorunluluğu konsa keşke.
Bu arada ben pazarlama okumadım burcu ama kendimi geliştirmek için her gün elimden geleni yapıyorum. Peki pazarlama okumadım diye işimi bırakayım mı? Başarılı bir pazarlamacı olmamı, pazarlama okumam mı sağlayacak,
yoksa yaptığım işler ve projeler le kazandığım başarılar mı?
p.s. : Bir de bu uzun yazını okuma deneyimim paylaşmak istiyorum: Sevgili okurlarını düşünüp, blog tasarımını, okunması daha kolay olan açık arka planlı bir renkle değiştirsen, güzel yazılarını okumak daha rahat olacak ve gözler daha az yorulacak diye düşünüyorum. Siyah arka plan ve beyaz yazı çok yorucu oluyor gözler için..
Sevgiler.
Posted on 07 Ocak, 2007 21:58
http://marketingma.blogspot.com/2006/08/pazarlama-profesyonelleri-ve-pazarlama.html
Umarım dileğin gerçekleşir...
Posted on 07 Ocak, 2007 22:22
Yazı yayında arkadaşlar. Hadi buyurun :)
Posted on 10 Ocak, 2007 11:29
Yorum Gönder