Pazarlamanın İnemediği Nokta: Vicdanımız
3:33 AM by Burcu Tüzün Kategoriler Cadı Hakkında, Organ Bağışı, Pazarlama
Aslında herkesin dilinde sakız olan "sektörü büyütmek" konusunda yazmıştım. Malum pazarlama sektöründe konferans mevsimi... Ama bugün ağabeyimle maçtan hemen önce buluştuğumuzda konuştuklarımız içimi öyle acıttı ki kararımı değiştirdim. Üzgünüm kuralı bozuyorum. İçim o kadar acıdı ki bu karnavala pazarlamayla ilgili bir yazıyla katılamadığım için beni affedin. Konum pazarlamanın inemediği bir nokta: vicdan...Kesip kırpan editörlerin yalan yanlış haberleriyle 1000' lerce insanın umudunu söndürmek... Umudu sönen yarın biz olmayalım diye bazı önlemler alınacak. Sizi de davet ediyorum. Bana sadece birkaç dakika kulak verin...
Blogumu takip edenler veya beni tanıyanlar bilir ki hayatımda en çok gurur duyduğum 2 insandan biri olan ağabeyim bir genel cerrah ve organ nakil uzmanı. İşine aşık bir adamdan bahsediyorum. Son 4 yılını organ nakline adamış 3 gün evine gidemeyen, günde 3-4 saatlik uykuyla 1 hafta geçirebilen bir adamdan bahsediyorum.
Hayatı ve geleceği değiştirebileceğimize inandığımız pazarlamanın aciz kalabileceği çok az konudan birisi: Tıp. Naparsak yapalım insan hayatı denildiğinde önce bir durmak gerekiyor. Ancak bugün ağabeyimi üzen konu her zamanki gibi organ bağışı konusundaki bilinçsizlik değildi. Bu defa kızgın mıydı, sinirli miydi, üzgün müydü ben bile anlayamadım.
Büyük ihtimalle sizler de okumuşsunuzdur geçen hafta içinde neredeyse tüm gazetelerde (Milliyet, Hürriyet, Sabah, Habertürk,msn,...) ve portallarda yayınlanan "organları alınırken dirildi", "bağışladığı organ alınırken canlandı" gibi başlıklarla manşetlere geçen Amerika' da yaşanmış bir olay. Kaynak nbc news. Ancak kaynakta uzman görüşü de yer alıyor. Bizim gazetelerde yayınlanan kısmı:
(Bu arada Sabah gazetesi ağabeyimin kendilerine ulaşması ile haberin olduğu sayfayı yayından kaldırdı.)
"Amerika' da 21 yaşında bir genç bir kaza geçirip 2 gün yoğun bakımda kalıyor. Beyin ölümü teşhisinin hemen ardından aile organlarını bağışlıyor. Ancak genç dirilip, organların alınması için hazırlık yapan hemşirenin koluna sarılıyor. "


Gördüğünüz gibi ne eyalet ismi, ne hastane ismi, ne kazanın detayı, ne de uzman görüşü mevcut. Merak edip bir kaç dakika google üzerinden bir araştırma yaptım. Haberin detaylarını yakaladım. Ve bir uzmanın sözlerini. Diyor ki; ilk yapılan beyin ölümü testi eksik ekipman nedeniyle hatalı sonuç vermiş olabilir. Olayın araştırması sürüyor.
Buraya kadar diyebilirsiniz ki "ne var ki bunda?İlk çarpıtılan haber bu değil ki!Bizim medya çakma haberleri sever." Haklısınız. Ben de aynı tepkiyi verdim ağabeyime. Ancak her yayınlanan gazete ve portalda habere yapılan en az 100' er yorumu ve yorumların içeriklerini görünce içim sızladı. Bakın yorumlardan bazıları:
"işte organ bağışına haram demeyenler işte size örnek insan ölmeden organlarını alın öldürün sonra günah değil değin. "
"Türkiyemizde malesef organ bağışı çok az olduğu için insan yarı canlıyken bile öldürüveriyorlar. İşte bu yüzden insanın organ bağışlayası gelmiyor. "
"Çok enterasan. organ nakli için nasıl güveneceğiz. "
"gel de organlarını bağışla şimdi. biraz daha saygı ve biraz daha özen bekliyoruz. "
"bu ne acele. bakın bakalım adam ölmüşmü. . hemen saldırmışlar organları alıcaz diye. rezalet. burada da oluyordur merak etmeyin. ölmese de öldürüyorlardır. ticaret varsa işin içinde. . "
"Bu organ bağışı dünyada yapılabilecek iyiliklerin en başında geleni. Ama ben bu doktor milletine hiç güvenmiyorum. Organ bağışının uygulaması çok sıkı denetlenmeli. Aksi halde masum duyguların ranta dönüşmesi sözkonusu olabilir. "
Kafa yapısı cahil olanları es geçiyorum. Onlara laf anlatmak bu dünyada Kötler ekibini tezime ikna etmek kadar zor, hatta daha zor. Ama kafası zaten bu konuda yeterince karışık olanlar var.
Ve ne yazık ki bu olayın PR' ı yok. PR yapılamayacak kadar derin. O kadar hassas ki şu an bile yazmakta zorlanıyorum. Ancak bu iş için PR çalışması olmaması bazılarının ekmeğine yağ sürüyormuş anlaşılan.
Çok ama çok acı bir gerçek: Organ bağışı sayısı zaten yeterince düşük. Münci Kalayoğlu gibi hayatını bu işe adamış uzmanları sık sık ekranlarda görmemizin sebebi bu. İnsanları bilgilendirmek ve cesaretlendirmek. Ve ağabeyimin söylediğine göre o hafta Münci Kalayoğlu' nun bir kaç programa katılması haftada 4-5 nakil demek olabiliyor. Bir anda ivme artabiliyor. Ne kadar acı. O kadar bilinçsiziz ki bir uzmanın çıkıp konuşmasıyla ancak bağış yapabiliyoruz. Buna da şükür diyorlar ama...
Ancak bu programlara katılıp anlatmak ne kadar olumlu gelişmelere neden oluyorsa böyle saçma sapan kaynağı, içeriği belirsiz, araştırılmamış, daha da kötüsü kesilip kırpılmış haberler bu durumu o kadar negatif etkiliyor. En son bu tarz negatif bir haberde ayda sadece 1 tane bağış yapılmış beyin ölümü vakalarında. Ve o ay boyunca hayatını organ sırasında beklerken kaybeden çocukları, gençleri, anneleri, babaları düşünün...
Yani düşünün ki ellerinizle kesip kırptığınız, bu haber iyi iş yapar dediğiniz bir paragrafla 1000' lerce ölüme yakın insanın umudunu söndürüyorsunuz.
Organ bağışına inanırsınız veya inanmazsınız. Organlarınızı bağışlarsınız veya bağışlamazsınız. Bu kişiye, vicdanına, inanışlarına ve ailesine kalmış elbette. Ancak yazdıklarımız bazen bir anda 1000' lerce insanı uçurumdan aşağı iterken, 50.000, 60.000 insanı sevdiğinden ayırabiliyor. Bugün hiç tanımadığımız birilerinin umutları söndü. Yarın sizin ki ve hatta benimki sönebilir.
İşte bu yüzden bir protesto başlatmayı düşünüyoruz. İçeriği, kaynağı tam araştırılmayan bu tür haberlerin yayınlanmaması için. Biraz daha duyarlılık için...Yayınlayanları bir daha düşünmeye davet edebilmek için. (hoş bu haberi kesip kırpanı ağabeyime verseydik kendisini bugün çoktan özenle kırpardı).
Bir facebook grubumuz var. Şu an 2170 kişilik bir grup. Her geçen gün büyüyor. Burada organ nakil uzmanları da var, organ nakli olanlar da, bilgi almak isteyenler de ve destek olmak isteyenler de. Bir de konu hakkında uzmanların yazdığı bir blog İlk protesto Facebook grubunda başlayacak.Organ bağışına yakın olanları bu protestoya desteğe bekliyoruz.
Sonrasında da bu gazetelere ve tüm medya organlarına protesto yağmuru başlayacak.
İnanmayan ve desteklemeyenlere söylediğim gibi sözüm yok. Ancak kafanızda ufacık bir acaba bile varsa unutmayın ki bugün sağlıklıyız diye yarın organ listesinde yer almayacağız diyemiyoruz. Düşüncesi bile kötü olsa da bir durup düşünün!
Blogumu takip edenler veya beni tanıyanlar bilir ki hayatımda en çok gurur duyduğum 2 insandan biri olan ağabeyim bir genel cerrah ve organ nakil uzmanı. İşine aşık bir adamdan bahsediyorum. Son 4 yılını organ nakline adamış 3 gün evine gidemeyen, günde 3-4 saatlik uykuyla 1 hafta geçirebilen bir adamdan bahsediyorum.
Hayatı ve geleceği değiştirebileceğimize inandığımız pazarlamanın aciz kalabileceği çok az konudan birisi: Tıp. Naparsak yapalım insan hayatı denildiğinde önce bir durmak gerekiyor. Ancak bugün ağabeyimi üzen konu her zamanki gibi organ bağışı konusundaki bilinçsizlik değildi. Bu defa kızgın mıydı, sinirli miydi, üzgün müydü ben bile anlayamadım.
Büyük ihtimalle sizler de okumuşsunuzdur geçen hafta içinde neredeyse tüm gazetelerde (Milliyet, Hürriyet, Sabah, Habertürk,msn,...) ve portallarda yayınlanan "organları alınırken dirildi", "bağışladığı organ alınırken canlandı" gibi başlıklarla manşetlere geçen Amerika' da yaşanmış bir olay. Kaynak nbc news. Ancak kaynakta uzman görüşü de yer alıyor. Bizim gazetelerde yayınlanan kısmı:
(Bu arada Sabah gazetesi ağabeyimin kendilerine ulaşması ile haberin olduğu sayfayı yayından kaldırdı.)
"Amerika' da 21 yaşında bir genç bir kaza geçirip 2 gün yoğun bakımda kalıyor. Beyin ölümü teşhisinin hemen ardından aile organlarını bağışlıyor. Ancak genç dirilip, organların alınması için hazırlık yapan hemşirenin koluna sarılıyor. "



Gördüğünüz gibi ne eyalet ismi, ne hastane ismi, ne kazanın detayı, ne de uzman görüşü mevcut. Merak edip bir kaç dakika google üzerinden bir araştırma yaptım. Haberin detaylarını yakaladım. Ve bir uzmanın sözlerini. Diyor ki; ilk yapılan beyin ölümü testi eksik ekipman nedeniyle hatalı sonuç vermiş olabilir. Olayın araştırması sürüyor.
Buraya kadar diyebilirsiniz ki "ne var ki bunda?İlk çarpıtılan haber bu değil ki!Bizim medya çakma haberleri sever." Haklısınız. Ben de aynı tepkiyi verdim ağabeyime. Ancak her yayınlanan gazete ve portalda habere yapılan en az 100' er yorumu ve yorumların içeriklerini görünce içim sızladı. Bakın yorumlardan bazıları:
"işte organ bağışına haram demeyenler işte size örnek insan ölmeden organlarını alın öldürün sonra günah değil değin. "
"Türkiyemizde malesef organ bağışı çok az olduğu için insan yarı canlıyken bile öldürüveriyorlar. İşte bu yüzden insanın organ bağışlayası gelmiyor. "
"Çok enterasan. organ nakli için nasıl güveneceğiz. "
"gel de organlarını bağışla şimdi. biraz daha saygı ve biraz daha özen bekliyoruz. "
"bu ne acele. bakın bakalım adam ölmüşmü. . hemen saldırmışlar organları alıcaz diye. rezalet. burada da oluyordur merak etmeyin. ölmese de öldürüyorlardır. ticaret varsa işin içinde. . "
"Bu organ bağışı dünyada yapılabilecek iyiliklerin en başında geleni. Ama ben bu doktor milletine hiç güvenmiyorum. Organ bağışının uygulaması çok sıkı denetlenmeli. Aksi halde masum duyguların ranta dönüşmesi sözkonusu olabilir. "
Kafa yapısı cahil olanları es geçiyorum. Onlara laf anlatmak bu dünyada Kötler ekibini tezime ikna etmek kadar zor, hatta daha zor. Ama kafası zaten bu konuda yeterince karışık olanlar var.
Ve ne yazık ki bu olayın PR' ı yok. PR yapılamayacak kadar derin. O kadar hassas ki şu an bile yazmakta zorlanıyorum. Ancak bu iş için PR çalışması olmaması bazılarının ekmeğine yağ sürüyormuş anlaşılan.
Çok ama çok acı bir gerçek: Organ bağışı sayısı zaten yeterince düşük. Münci Kalayoğlu gibi hayatını bu işe adamış uzmanları sık sık ekranlarda görmemizin sebebi bu. İnsanları bilgilendirmek ve cesaretlendirmek. Ve ağabeyimin söylediğine göre o hafta Münci Kalayoğlu' nun bir kaç programa katılması haftada 4-5 nakil demek olabiliyor. Bir anda ivme artabiliyor. Ne kadar acı. O kadar bilinçsiziz ki bir uzmanın çıkıp konuşmasıyla ancak bağış yapabiliyoruz. Buna da şükür diyorlar ama...
Ancak bu programlara katılıp anlatmak ne kadar olumlu gelişmelere neden oluyorsa böyle saçma sapan kaynağı, içeriği belirsiz, araştırılmamış, daha da kötüsü kesilip kırpılmış haberler bu durumu o kadar negatif etkiliyor. En son bu tarz negatif bir haberde ayda sadece 1 tane bağış yapılmış beyin ölümü vakalarında. Ve o ay boyunca hayatını organ sırasında beklerken kaybeden çocukları, gençleri, anneleri, babaları düşünün...
Yani düşünün ki ellerinizle kesip kırptığınız, bu haber iyi iş yapar dediğiniz bir paragrafla 1000' lerce ölüme yakın insanın umudunu söndürüyorsunuz.
Organ bağışına inanırsınız veya inanmazsınız. Organlarınızı bağışlarsınız veya bağışlamazsınız. Bu kişiye, vicdanına, inanışlarına ve ailesine kalmış elbette. Ancak yazdıklarımız bazen bir anda 1000' lerce insanı uçurumdan aşağı iterken, 50.000, 60.000 insanı sevdiğinden ayırabiliyor. Bugün hiç tanımadığımız birilerinin umutları söndü. Yarın sizin ki ve hatta benimki sönebilir.
İşte bu yüzden bir protesto başlatmayı düşünüyoruz. İçeriği, kaynağı tam araştırılmayan bu tür haberlerin yayınlanmaması için. Biraz daha duyarlılık için...Yayınlayanları bir daha düşünmeye davet edebilmek için. (hoş bu haberi kesip kırpanı ağabeyime verseydik kendisini bugün çoktan özenle kırpardı).
Bir facebook grubumuz var. Şu an 2170 kişilik bir grup. Her geçen gün büyüyor. Burada organ nakil uzmanları da var, organ nakli olanlar da, bilgi almak isteyenler de ve destek olmak isteyenler de. Bir de konu hakkında uzmanların yazdığı bir blog İlk protesto Facebook grubunda başlayacak.Organ bağışına yakın olanları bu protestoya desteğe bekliyoruz.
Sonrasında da bu gazetelere ve tüm medya organlarına protesto yağmuru başlayacak.
İnanmayan ve desteklemeyenlere söylediğim gibi sözüm yok. Ancak kafanızda ufacık bir acaba bile varsa unutmayın ki bugün sağlıklıyız diye yarın organ listesinde yer almayacağız diyemiyoruz. Düşüncesi bile kötü olsa da bir durup düşünün!
0 cooment(s)... “Pazarlamanın İnemediği Nokta: Vicdanımız”

0 büyülenen:
Yorum Gönder