Interaktif Pazarlama İş Görüşmeleri - Bölüm 1 İK Bakışı
4:00 PM by Burcu Tüzün Kategoriler Cadı Hakkında, İş Hayatı
Danışmanlık oldukça eğlenceli. Ama henüz gençken biraz daha karmaşanın içinde olmak istiyorum. Daha fazla deneyim, daha fazla hata, daha fazla heyecan verici iş ve daha fazla çalışma arkadaşı istiyorum. Ama bu defa oldukça temkinliyim. İstediğim ortamı ve yöneticileri bulmadan kimseye - kim olursa olsun - evet demiyorum.
İş başvuru sayım 3' ü geçmez bugüne dek. Kariyer sitelerinin Paris' i olduğumdan mıdır nedir günde en az 1 kere aranıyorum. Son günlerde en çok interaktif pazarlama pozisyonları için aranıyorum. Mutluluk verici değil mi? Değil. Neden?
Türkiye' nin iki büyük holdinginden birine ait, adı sanı bilinen bir şirket tarafından arandım. Pozisyonun interaktif pazarlama olduğu söylendi. Büyük bir holding şirketi ve interaktif pazarlama...
İlk görüşmede "ya Burcu salla bunları çık git şurdan" diye düşündüğümde haklıymışım.
Kendime not: Bundan böyle iş görüşmelerinde 6. hissime güvenmem lazım.
İlk görüşmeden önce kariyer sitelerinde saçma formatların yetersizliğinden bahsedip kendi hazırladığım CV bilgilerimi gönderdim.
İlk görüşme dk 1: Bana gösterilen bir PC masası. Kendi formatlarına göre CV doldurmam bekleniyor.
Cadı: - İyi de ben size CV gönderdim zaten.
İK Elemanı: - Biliyoruz Burcu Hanım ancak bu format şirketimizin koşulu.
Cadı: - İyi o zaman bir İK elemanınız CV bilgilerimden doldursun.
(iç ses: hem bir işe yarar en azından)
İK Elemanı:- Görüşme yaptığımız kişilerin doldurmasını istiyoruz. Ayrıca sizi aradığımızda iletmeyi unutmuşuz. Bugün görüşmeniz 2 saat sürecek.
Cadı: - Neden?
İK Elemanı:- Çünkü CV bilgilerinizden sonra bir de İngilizce testimiz olacak.
Cadı: - Peki neden bunları daha önce söylemediniz? Ya başka işlerim de varsa?
İK Elemanı:- Haklısınız. Siz buyrun lütfen PC başına. Bitirdiğinizde haber verin lütfen.
Cadı: - Buraya kadar geldim, şimdilik sessizim. Ancak İngilizce testine zaman harcamadan önce iş görüşmemi yapmak istiyorum. Prosedürlerinizle ilgilemeyeceğim bir iş için zaman harcamayacağımdan emin olabilirsiniz.
İK Elemanı:- Elbette. Ben İK müdürümüze ileteceğim.
Saçma formatlarını doldurmaya başladım. Tabii içimden geçenleri buraya yazmama gerek yok.
Doldurup haber verdim. 10 dk sonra hayatımın en saçma görüşmelerinden birini yaptığım bir İK uzmanı geldi karşıma. Pozisyon için gerekli özelliklerimi, iş deneyimlerimi hiç konuşmadık. Konuştuklarımız hobilerim, hayat tarzım, ailem, ağabeyimin işinin zorlukları gibi şeylerdi. Pozisyon tanımına geldik:
ŞOK! "WEBMASTER!"
Kendi kendime dalga geçiyor dedim. Tepki vermeyeceğim. Sonra 2. bomba geldi:
"Türk Silahlı Kuvvetlerini biliyorsun değil mi? Onların web sitesi gibi bir sitemiz olsun istiyoruz."
İç ses şeytan versiyon: "Tutma tutma, bırak kahkahalarını! "
İç ses melek versiyon: "Sakın gülme bir testten geçiyorsun."
Melek versiyonu dinledim. Söylemek istediklerimi bastırdım. Dinlemeye devam ettim.
İK Uzmanı:- Programlama dilleri ve bilgisayarla aranız iyi anlaşılan?
Cadı: - Sayılır.
İK Uzmanı:- Tasarım?
Cadı: - Tasarım?
İK Uzmanı:- Tasarım yapıyor musunuz? Veya tasarımdan anlar mısınız?
Cadı: - Tasarım yapmam ve tasarımdan ancak bir pazarlama insanı gözüyle anlarım. Tasarım çok özel bir yetenek ve çok zel bir alan. Eğitimim olmadan hiç bir konuda ahkam kesmeyen bir insan olarak tasarım yaparım demeyi de tasarımdan anlarım demeyi de kendime yakıştırmam.
İK Uzmanı:- Ama herkesin bir bakışı vardır tasarımlara.
Cadı: - Elbette. Tasarımı değerlendirmek için her pazarlama insanının elinde bazı skor kartları vardır. Onlara göre değerlendirirsiniz. Ama bu tasarımdan anlamak veya tasarım yapmakla alakalı değil.
İK Uzmanı:- Anlamadım.
Cadı: - Bakın en iyisi bazı şeyleri netleştirelim. Ben pazarlama ana bilim dalı mezunuyum. 2,5 sene interaktif ajanslarda farklı markalar için farklı projeler ürettim ve yönettim.
Çok iyi tasarımcılarla da çalıştım. Tasarımdan uzakta bi yerde otursun bu dediğim insanlarla da çalıştım. Tasarımdan bir gram anlamadığı müşteri toplantısında gün gibi su yüzüne çıkmış bir yöneticinin kendisini kreatif direktör ilan ettiği ortamlarda da çalıştım, deliler gibi hayran olduğum tasarım insanlarıyla da. Ama bu tasarımdan anlarım ve tasarım yaparım dedirtmez.
Aynı şekilde altyapı çalışmaları da yapan kod yazan, kafasından saniyede 300 tane script solucanı geçen delirmiş scriptçilerle 1 yıldan fazla zaman yanyana aynı masada da çalıştım, yazdığı acaip scriptleri de karıştırdım, deliler gibi altyapılar yazarak çalıştığı şirketin potansiyelini 5 e katlayan deli it insanları da oldu çalışma ortamımda. Üniversitede iki sene enformatikçilerle okuduğum için öyle ya da böyle pek çok program dili öğrendim. Bunlardan projeler de yazdım. Ama bunlar da beni it insanı, programcı veya kodcu yapmaz.
İK Uzmanı:- Ama biliyorsunuz bunları
Cadı: - Biliyor olmam yapacak olmam anlamına gelmez. Hiyeroglif de okuyorum. Öyle bir site yapalım mı size?
İK Uzmanı:- ...
Cadı: - Kısacası bunları yapmam, yapmak da istemem. Herkes işini yapsın diye deli deli bağırdığım bir blogum var. İş hayatına bakışım bu. Interaktif pazarlama uzmanı bunları yapmaz.
İK Uzmanı:- Ama bizim pozisyonumuz sizin bu söyledikleriniz dışında pazarlama ve diğer departmanlarla ortak pek çok iş yapacak...
(İç ses şeytan versiyon: Bence şimdi boğazına sarılsan 10 saniyeye nefesini kesersin.)
Cadı: - Ne gibi?
İK Uzmanı:- Eee... Bence bunları sizi 2. görüşmeye aldığımızda ilgili yöneticilerden tüm detaylarıyla dinleyin. Sizi zaten önce oldukça zorlu bir İngilizce testine alacağız. Bakalım cidden advanced misiniz?
(iç ses: Ara şu Lilly'i ünlü cümlesi "Allah' ım sana geliyorum" u söylesin şuna.")
(Evet al beni şu lanet olası teste de kurtulayım senden.)
Test biter. Meraklı İK insanı:
İK Uzmanı:- Bakalım geçebilecek misiniz? Hahahaha
(İç ses şeytan versiyon: Bence hala şansın varken boğ ki başkalarına işkence edemesin.)
Cadı: - Ne zaman alıyorsunuz sonucu?
İK Elemanı:- Eğer sınırımızı geçerseniz biz sizi 2. görüşmeye alacağız.
Cadı: - Görüşmek üzere o zaman...
İK Elemanı:- İddialısınız yani.
(iç ses: Allah seni bildiği gibi yapsın işallaaah!)
İş başvuru sayım 3' ü geçmez bugüne dek. Kariyer sitelerinin Paris' i olduğumdan mıdır nedir günde en az 1 kere aranıyorum. Son günlerde en çok interaktif pazarlama pozisyonları için aranıyorum. Mutluluk verici değil mi? Değil. Neden?
Türkiye' nin iki büyük holdinginden birine ait, adı sanı bilinen bir şirket tarafından arandım. Pozisyonun interaktif pazarlama olduğu söylendi. Büyük bir holding şirketi ve interaktif pazarlama...
İlk görüşmede "ya Burcu salla bunları çık git şurdan" diye düşündüğümde haklıymışım.
Kendime not: Bundan böyle iş görüşmelerinde 6. hissime güvenmem lazım.
İlk görüşmeden önce kariyer sitelerinde saçma formatların yetersizliğinden bahsedip kendi hazırladığım CV bilgilerimi gönderdim.
İlk görüşme dk 1: Bana gösterilen bir PC masası. Kendi formatlarına göre CV doldurmam bekleniyor.
Cadı: - İyi de ben size CV gönderdim zaten.
İK Elemanı: - Biliyoruz Burcu Hanım ancak bu format şirketimizin koşulu.
Cadı: - İyi o zaman bir İK elemanınız CV bilgilerimden doldursun.
(iç ses: hem bir işe yarar en azından)
İK Elemanı:- Görüşme yaptığımız kişilerin doldurmasını istiyoruz. Ayrıca sizi aradığımızda iletmeyi unutmuşuz. Bugün görüşmeniz 2 saat sürecek.
Cadı: - Neden?
İK Elemanı:- Çünkü CV bilgilerinizden sonra bir de İngilizce testimiz olacak.
Cadı: - Peki neden bunları daha önce söylemediniz? Ya başka işlerim de varsa?
İK Elemanı:- Haklısınız. Siz buyrun lütfen PC başına. Bitirdiğinizde haber verin lütfen.
Cadı: - Buraya kadar geldim, şimdilik sessizim. Ancak İngilizce testine zaman harcamadan önce iş görüşmemi yapmak istiyorum. Prosedürlerinizle ilgilemeyeceğim bir iş için zaman harcamayacağımdan emin olabilirsiniz.
İK Elemanı:- Elbette. Ben İK müdürümüze ileteceğim.
Saçma formatlarını doldurmaya başladım. Tabii içimden geçenleri buraya yazmama gerek yok.
Doldurup haber verdim. 10 dk sonra hayatımın en saçma görüşmelerinden birini yaptığım bir İK uzmanı geldi karşıma. Pozisyon için gerekli özelliklerimi, iş deneyimlerimi hiç konuşmadık. Konuştuklarımız hobilerim, hayat tarzım, ailem, ağabeyimin işinin zorlukları gibi şeylerdi. Pozisyon tanımına geldik:
ŞOK! "WEBMASTER!"
Kendi kendime dalga geçiyor dedim. Tepki vermeyeceğim. Sonra 2. bomba geldi:
"Türk Silahlı Kuvvetlerini biliyorsun değil mi? Onların web sitesi gibi bir sitemiz olsun istiyoruz."
İç ses şeytan versiyon: "Tutma tutma, bırak kahkahalarını! "
İç ses melek versiyon: "Sakın gülme bir testten geçiyorsun."
Melek versiyonu dinledim. Söylemek istediklerimi bastırdım. Dinlemeye devam ettim.
İK Uzmanı:- Programlama dilleri ve bilgisayarla aranız iyi anlaşılan?
Cadı: - Sayılır.
İK Uzmanı:- Tasarım?
Cadı: - Tasarım?
İK Uzmanı:- Tasarım yapıyor musunuz? Veya tasarımdan anlar mısınız?
Cadı: - Tasarım yapmam ve tasarımdan ancak bir pazarlama insanı gözüyle anlarım. Tasarım çok özel bir yetenek ve çok zel bir alan. Eğitimim olmadan hiç bir konuda ahkam kesmeyen bir insan olarak tasarım yaparım demeyi de tasarımdan anlarım demeyi de kendime yakıştırmam.
İK Uzmanı:- Ama herkesin bir bakışı vardır tasarımlara.
Cadı: - Elbette. Tasarımı değerlendirmek için her pazarlama insanının elinde bazı skor kartları vardır. Onlara göre değerlendirirsiniz. Ama bu tasarımdan anlamak veya tasarım yapmakla alakalı değil.
İK Uzmanı:- Anlamadım.
Cadı: - Bakın en iyisi bazı şeyleri netleştirelim. Ben pazarlama ana bilim dalı mezunuyum. 2,5 sene interaktif ajanslarda farklı markalar için farklı projeler ürettim ve yönettim.
Çok iyi tasarımcılarla da çalıştım. Tasarımdan uzakta bi yerde otursun bu dediğim insanlarla da çalıştım. Tasarımdan bir gram anlamadığı müşteri toplantısında gün gibi su yüzüne çıkmış bir yöneticinin kendisini kreatif direktör ilan ettiği ortamlarda da çalıştım, deliler gibi hayran olduğum tasarım insanlarıyla da. Ama bu tasarımdan anlarım ve tasarım yaparım dedirtmez.
Aynı şekilde altyapı çalışmaları da yapan kod yazan, kafasından saniyede 300 tane script solucanı geçen delirmiş scriptçilerle 1 yıldan fazla zaman yanyana aynı masada da çalıştım, yazdığı acaip scriptleri de karıştırdım, deliler gibi altyapılar yazarak çalıştığı şirketin potansiyelini 5 e katlayan deli it insanları da oldu çalışma ortamımda. Üniversitede iki sene enformatikçilerle okuduğum için öyle ya da böyle pek çok program dili öğrendim. Bunlardan projeler de yazdım. Ama bunlar da beni it insanı, programcı veya kodcu yapmaz.
İK Uzmanı:- Ama biliyorsunuz bunları
Cadı: - Biliyor olmam yapacak olmam anlamına gelmez. Hiyeroglif de okuyorum. Öyle bir site yapalım mı size?
İK Uzmanı:- ...
Cadı: - Kısacası bunları yapmam, yapmak da istemem. Herkes işini yapsın diye deli deli bağırdığım bir blogum var. İş hayatına bakışım bu. Interaktif pazarlama uzmanı bunları yapmaz.
İK Uzmanı:- Ama bizim pozisyonumuz sizin bu söyledikleriniz dışında pazarlama ve diğer departmanlarla ortak pek çok iş yapacak...
(İç ses şeytan versiyon: Bence şimdi boğazına sarılsan 10 saniyeye nefesini kesersin.)
Cadı: - Ne gibi?
İK Uzmanı:- Eee... Bence bunları sizi 2. görüşmeye aldığımızda ilgili yöneticilerden tüm detaylarıyla dinleyin. Sizi zaten önce oldukça zorlu bir İngilizce testine alacağız. Bakalım cidden advanced misiniz?
(iç ses: Ara şu Lilly'i ünlü cümlesi "Allah' ım sana geliyorum" u söylesin şuna.")
(Evet al beni şu lanet olası teste de kurtulayım senden.)
Test biter. Meraklı İK insanı:
İK Uzmanı:- Bakalım geçebilecek misiniz? Hahahaha
(İç ses şeytan versiyon: Bence hala şansın varken boğ ki başkalarına işkence edemesin.)
Cadı: - Ne zaman alıyorsunuz sonucu?
İK Elemanı:- Eğer sınırımızı geçerseniz biz sizi 2. görüşmeye alacağız.
Cadı: - Görüşmek üzere o zaman...
İK Elemanı:- İddialısınız yani.
(iç ses: Allah seni bildiği gibi yapsın işallaaah!)
8 cooment(s)... “Interaktif Pazarlama İş Görüşmeleri - Bölüm 1 İK Bakışı”

8 büyülenen:
:) çok güldüm gerçekten. "Pozisyon interaktif pazarlama" ne demektir? Biz bu işi anlatmaya çalıştıkça bunlar anlamamakta ısrarcılar anlaşılan. İnteraktif pazarlama için tanımladığım google alert'te bu sabah gelen email içerisinde bir de iş ilanı vardı. Aranan nitelikler gerçekten ilginç: http://www.careerjet.com.tr/job/b4e0adf001e7f2b4b97ed6e0fc940030.html
Bunun yanında geçtiğimiz senelerde yaptığım tanımı da bir daha yenilemek istedim. Önce bu yazıları okumaları gerekiyor sanırım: http://twshot.com/?1AB
Webmaster arıyoruz ama bol keseden ünvanlarımız var "interaktif pazarlama sorumlusu, danışman, interaktif pazarlama müdürü" gibi bunları da vermekten çekinmeyiz. Bakalım gerçekten advanced misin? master misin? yoksa web master misin :)) Ayrıca webmasterde ingilizce testi nedir onu da hiç anlamadım.. Sana büyük sabırlar diliyorum, umarım işi bilen birileriyle birlikte çalışabilirsin :).
Merhaba Pazarlama Cadısı,
Tecrübelerini tebessümle okudum.
Yaşadıklarını her gün yüzlerce insanın da üç aşağı beş yukarı yaşadığını düşünüyorum. Oldukça üzücü aslında. Çünkü şirketlerin senin gibi ne istediğini bilen, enerji dolu ve özgüven sahibi insanlara ihtiyaçları var.
Ne yazık ki, kurumsal şirketlerin bir çoğunun yapılanmaları şimdilik senin gibi yetenekleri ellerinde tutabilecek ortama sahip değil.
Benim merak ettiğim, senin gibi ne istediğini bilen bir kişi neden büyük holdinglerde iş görüşmesine gidiyor? Eğer yazım stilin seni yansıtıyorsa, senin küçük ve orta işletmelerde yada start up'larda daha başarılı olabileceğin düşüncesini yarattı.
Burcu;
Fatmanur Hn.a katılıyorum ancak bir ekleme yapmak isterim. Bu durum yalnız Türk firmaları için değil, aynı zamanda yerel kadrolarla yönetilen yabancı şirketlerin ortamı için de geçerli. Malesef, bazı konularda eşiği çoktan aşmış bireyler için müsait bu yapılar müsait değil.
Benzer tecrübeleri ben de edindim, bir farkla, benim durumum seninkinden bir beden daha genişti.
Senin durumunu, interneti MSN ve Facebook'tan ibaret sanan insanlara, bu dipsiz okyanusun derinliklerini anlatmak gibi görüyorum.
Doğuştan kör olan bir insana renkleri, güneşi, denizi anlatmak gibi bir şey...
Naçiz görüşüm, (ille de kurumsal diyorsan) ya seni tatmin etmeyecek bir pozisyonda sessiz sessiz oturmak (ki bu çok zor), ya da sinirlerini daha fazla bozmadan küçük ancak kendi ritmini yakalayabileceğin, seninle aynı dili konuşabilen insanlarla çalışıp kendini "reputable" hale getirmen.
Sevgiler,
Ben artık yadırgamıyorum böyle şeyleri. Eren'in dediği gibi online pazarlamayı facebook ve msn insanlar mevcut.Hatta Türkiyede çok büyük çoğunluk azcık bile bilmiyor desem yeridir.
Ben biraz şanslıım bu konuda bilen yerlerde çalıştım, şu anda da italyan ortaklı büyük bir şirkette çalışıyorum ve online pazarlama uzmanıyım ve işe girerken gerçekten bu işi iyi bilen insanlarla konuşarak girdim ama en çokta CMO(Chief Marketing Officer)'ımla konuşurken (kendisi italyandır) onun internet pazarlaması konusunda inanılmaz deneyimli olması beni şaşırtmıştı. Yani alışık olmadığım birşeydi, ama işte burası dmeiştim o zaman. Bu işe inanan birileri ile çalışmak apayrı.
Umarım sende anlayan insanların olduğu bir yerde çalışabilirsin.
Kolay gelsn
Sevgili pazarlama cadısı interaktif pazarlama konusunda yazıyor ama galiba kendi blogunun okurlarıyla (müşterileriyle) iletişime fazla girmiyor. Bu da ilginç bir paradoxu ortaya koyuyor. Acaba şirketlerde aynı durumdan müzdarip olabilirler mi?
Metin: sen friendfeedden alıyorsun cvplarını :)
Eren: Fazla fazla katılıyorum üstüne daha da fazla katılıyorum.
Blognote: süper. darısı başıma.
fatmanur erdoğan: Teşekkür ederim güzel görüşlerine. Ancak blog okurlarım müşterilerim değil :) Burayı okunsun diye yazmadım asla. Kendimi yıllar geçerken geri dönüp ölçümleyebilmek için yazdım. Gelişmediğimi, ilerlemediğimi gördüğümde şu anki fosiller gibi koltuğuma yapışmamam gerektiğini anlayayım da yerimi devretmek fikri aklıma gelsin die...
burada yorum yapanların büyük kısmı ile e-posta, friendfeed gibi farklı yollarda yazışıyoruz. hiç bir e-postayı cevapsız bırakmam. anak buraya gelen yorumlar bazen oldukça geç düşüyor e-postama. yapacak bir şey kalmıyor o zaman. Bloguma yazı yayınlamak için giriyorum. Gün içinde yorum var mı diye kontrol etmiyorum. Umarım açıklayıcıdır.
seni harekete geçirebildiğime sevindim. bakıyorum yorumlara cevap yazmışsın teker teker.
"burayı okunsun diye yazmadım asla" demen ilginç. Bu bir blog. Okunmasını istemeyenler açık ortamlarda yazı yazmaz. interaktivite istemeyenler, yorumlara açık blog tutmaz.
fatmanur: sen olmasan napardım demelimiyim bilmiyorum!
Açık bir blog yazdım çünkü çok uzun zamandır blog yazıyorum ve ilk blogum çok blogger kapsayan bir blogdu. ordan ayrıldıktan sonra diğer arkadaşlarım okumak istedi yazdıklarımı. Sonra da kapatmadım. Açıkçası okunmak HALA umrumda değil!
Interaktiviteden memnunum ama böyle bir zorunluluk hissetmiyorum.
Yorum Gönder